Evrim’in hikayesini ‘‘While Travelling’’ instagram hesabından çok uzun süreden beri takip ediyorum, hem kişisel olarak hem de mesleki anlamda cesaret isteyen değişiminin uzaktan da olsa gözlemcisi olmak zihnimde yeni kapılar açıyor. Daha sonra Çin’in Şanghay şehrinde yaşadığından dolayı, Covid ile ilgili olan bitenleri ve almamız gereken önlemleri paylaşımlarında anlattı. Bu özverisinden dolayı buradan da teşekkürlerimi bildirmek isterim. Bunun dışında Evrim seni senden dinlemek isterim 🙂

Çin’e yerleşme kararı nasıl ortaya çıktı, oraya taşınmadan önce nerede yaşıyordun ve nasıl bir hayatın vardı?
Çok teşekkür ederim Bengi, ne kadar güzel bir giriş. Öncelikle beni ağırladığın için çok teşekkür
ederim. “Neden Çin?” sorusu cevaplaması hem kolay hem zor bir soru. Çin’e yerleşmeden önce bambaşka bir hayatım vardı. Bir Amerikan şirketinde Ödemeler Sistemi Türkiye Müdürüydüm. Haftasonları ancak Belgrad ormanına koşuya gitmeye çalışıp akabinde evden de olsa çalışmak durumunda olan, beyaz yakalı bir hayat ve sayılı izin günlerim vardı. Çin’e yerleşme kararı, direkt Çin diye gelmedi. 30 yaşından önce bir süreliğine yurtdışında yaşama istediğim vardı ve ben 29 yaşına gelmiştim bile. Bunun gibi bir çok şeyi yapamadığımın farkına varmam beni rahatsız etmeye başlamıştı. Sonrasında yoluma çıkan pek çok köstek gibi gözüken fırsatları görmemle 2013 yılında adım attım. Dilini, kültürünü ve kimseyi tanımadığım bir ülke olsun istiyordum ama ekonomik olarak da hızlı gelişen bir ülkenin daha mantıklı olacağını düşünüp
rotamı Çin’e çevirdim. Kolay olmadı ama her şeyi yeni baştan öğrenip yeni bir dünya keşfetme
isteği ağır bastı.

Tek başına Çin’e gidip eğitmen olma kararı korkutmadı mı? Çevren nasıl tepkiler verdi?

Her kararda iki ana taraf olduğunu düşünüyorum. Korku ve Heyecan. Ben otomatik olarak heyecan penceresinden baktım. O zaman benim gibi kariyerini geride bırakıp tek başına Çin’e taşınan ve bu konuda paylaşım yapan bir Türk bilmediğim, duymadığım için yurtdışında yaşayan yabancı arkadaşlarımla konuşuyordum ancak Çin’de yaşamadıkları için yine de yeterli olmuyordu tabi. Bütün her şey film gibiydi, uçağa binince gerçekten korku kısmını hissettim. Çıkış koridorunun önündeki koltukta oturuyordum ve uçak kalktığında göz yaşlarım süzülmeye ve kalbim sızlama başladı. Adeta hakim olamıyordum göz yaşlarıma tabi karşımda oturan hostes de elinden geleni yaptı ağlamamı durdurmak için ama o anda sanırım işin ciddiyetini anlamıştım. Eğitmen olma kararı beni korkutmadı. Bu kadar uzak bir yere gidiyorsam yine cücük kadar izin günleriyle yapamayacağımı biliyordum. O yüzden yılda 3 ay tatili olan öğretmenlikle hem hayatlarda fark yaratabilir, kışın seyahat ederken başka kültürler, eğitim sistemleri, iş sistemlerini öğrenebilir yazın ülkeme gelebiliyordum. Daha önce üniversiteye hazırlanırken annem öğretmen ol dediğinde, o kadar uzun tatilde naparım ben, yok çalışmam lazım demiştim. Kafam nerdeymiş çok merak ediyorum. Şimdi de tatillerimde çalışıyorum ama kendi projelerim ve sevdiğim şeyler üstünde. Çevrem Amerika’ya git, Avrupa’ya git, Çin’e gitme dedi, kimi gidebileceğime inanmadı. Annem hayatınla ilgili bencil olamam, nerde olursan ol, desteğim hep seninle dedi. Tek çocuğum, annem beni tek başına büyüttü. Onun için de ne kadar zor olduğunu biliyordum. Karşı komşumuz kızım İzmir’de ahhh ne yapıcam ben diye söylenirken, annem benim kızım Çin’de ben ne yapıyım diyordu. Bir de üstüne şimdi salgın

Yola çıkmadan önceki Evrim ile şu anki arasındaki farkları sorsam ne derdin?

7 sene önceki Evrim’den bu yana çok yol katettim. Tabi ki şimdi farklı endişelerim ve çabalarım var ama bakış açısı olarak daha büyük bir pencereden bakıyorum hayata. Eskiden hayatı yaşamak için tek yol olduğunu düşünürken şimdi bir çok yol olduğunu görüyorum.

Çin’de yaşam nasıl ? Ve yaşamak sana ne gibi avantajlar sağladı?

Çin’de yaşam güvenli. Günün ve gecenin her saati tek başınıza dışarıda yürüyebilirsiniz ve ne
giydiğinizin bir önemi yok, kimse sizi taciz etmez. O tip korkular burda yok. Bunun dışında Şanghay inanılmaz gelişiyor. Eğitim, ekonomi, teknolojik değişimlerin bu kadar hızlı gerçekleştiği bir ülke daha görmedim. İstediğiniz zaman dışarıdaki sesten kendinizi izole edebiliyorsunuz, yani her şeyi anlamamanın da güzel bir yanı var. onun dışında yazılanları anlamak, okumak, bu seviyeye ulaşmak da bir o kadar özel. Dil zor, öğrenme yolculuğum hala devam ediyor. Şanghay 7/24 uyumayan bir şehir. Tabi ki Çin’in bütün şehirleri böyle değil. Çin’de en ücra köylere bile seyahat ettikten sonra hem hızlı hem de yavaş yaşamı gözlemleyebilmek, insanların günlük hayatlarına yerel bir pencereden bakmak çok güzel. Burda insan her şeyi yapabilir, her istediğini
gerçekleştirebilecek enerjiyi bulabiliyor gibi.

Peki, şu an neler yapıyorsun? Bildiğim kadarıyla online İngilizce dersleri de veriyorsun.
Burda komşuluk platformu kurdum. Şanghay’da 11 bölgede aktif olan komşuluk platformum Çin’in diğer şehirleriyle birlikte Hong Kong ve Tokyo’da da faaliyet göstermeye başladı. Bununla birlikte online kurslar çekip öğrenmek isteyenlere Evrim Kanbur Üniversitesi üzerinden ulaştırıyorum. Şimdiye kadar 136 ülkeden 33 farklı dil konuşan 15binden fazla öğrencim var. Bir yandan burda üniversitelerde ders verip dünyanın her yerinden bireysel ve kurumsal müşterilerime danışmanlık sunuyorum. Bunun yanı sıra While Travelling blogum var salgından önce de deneyimlediğim yerleri paylaşıyordum. Yakın zamanda devam etmek dileğiyle. Şu an İngilizce öğretmek için bir online kurs başlattım, yoğun olarak onun üzerinde çalışıyorum.

“Dünyaya Açılın” isimli bir İngilizce dil eğitim projesi başlattın, biraz bundan bahsedebilir misin?
Uzun zamandır aklımda olan bir projeydi, özellikle bu yıl insanlar, salgın gibi önemli bir konuda
çıkan pek çok asılsız haberi İngilizce bilmedikleri için başka kaynaklardan teyit edememeleri beni düşündürttü. Bunun yanı sıra Çin’de İngilizce konuşanların sayısının hızla artmasıyla çevremden
başlayarak ülkemde de bu işi çözmek isteyenlere uygun bütçeyle erişebilecekleri online bir kurs
başlattım ve bunu bir adım daha ileri götürerek belirli bir haftadan sonra başlayacak haftada bir
olmak üzere yabancı öğretmenler ve dünya vatandaşlarıyla canlı bir sohbet köşesi ekledim. 15 Aralıkta ilk bölümü yayınlanacak olan kursta, her hafta beş yeni konuyu kapsayan video dersler aktif hale gelerek 10 haftada tamamlanacak. Bu kurs, hiç İngilizce bilmeyenlere, bilip de unutanlara ve aksanı ya da dil bilgisini temelden düzeltmek isteyenlere uygun olmakla birlikte ilerleyen zamanlarda orta ve ileri düzey İngilizce öğrenmek isteyenler için de programlarımızı açacağız.

Evrim’in İngilizce kursu 15 Aralık itibariyle başlıyor. Toplamda 10 hafta sürecek “Dünyaya Açılın” İngilizce online kursunun sonunda orta düzeyde İngilizce konuşabilecek kıvama geleceksiniz. Kursu ve size sunulan testleri %100 oranında tamamladığınızda ise e-mail yoluyla sertifikanız gönderilecek. Ayrıca, her pazar saat 17.00’de 1 saat pratik saati var ve arada yabancı hocalarla ve konuklarla sürpriz bağlantılar da olacak. 15 Kasım tarihine kadar aşağıdaki indirim kodlarıyla kayıt yaptırırsanız, kursa %50 indirimle kaydolabilir ve ücretsiz danışmanlık alabilirsiniz. (15 Kasımdan sonra da kursa kayıt olabilirsiniz ama %50 indirim sona ermiş olacak) Ödeme için iki seçenek bulunuyor; tek ödeme ya da iki taksitle ödeme.

İki ödeme şekli var: TEK ÖDEME – 449TL, buna kursa hayat boyu giriş hakkı ve 600TL değerinde ücretsiz iki danışmanlık seansı (özel ders ve dil öğreniminde kişiye özel stratejilerin belirlendiği yol haritası) dahil. Tek ödeme yapmak isterseniz buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

İKİ TAKSİT – aylık 279TL ve buna kursa iki yıl giriş hakkı ve 300TL değerinde bir seans ücretsiz danışmanlık dahil. Taksitle ödeme yapmak isterseniz buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Yola çıkmak isteyen veya hayatını değiştirmeyi düşünen ama bunu tereddüt ve korkularından dolayı başaramayan insanlara neler söylemek istersin?

Korku ve tereddütlerin çoğu kafamızda, yani onları biz besleyip biz büyütüyoruz. Onun yerine bu
tecrübeden kazanacaklarına odaklanmaları çok daha mühim. Şöyle bir örnek verebilirim, hayatımda ilk defa 4 sene önce tüplü dalış yaptım. Daha önce çok şansım oldu denemek için ama her defasında ya suyun altında burnumdan su alırsam ve öksürürsem, hapşurursam diye bir şey oluşturdum kafamda ki ben burnumdan normal zamanda da az nefes alan biriyim, neden suyun altında birden bire burnumu kullanma gibi bir durumu kafamda canlandırmıştım, işte korkuyu kendim oluşturmuştum ama 2016 yılında biraz da içerik ürettiğim tesisin genel müdürünün cesaretlendirmesi ve ekibin profesyonelliğine güvenmemden dolayı denemeye karar verdim. Suyun altına daldığımız anda hissettiklerimi anlatamam. Onca korku, tereddüt ve endişe ne kadar boşunaymış dedim çünkü gördüğüm güzellik karşısında şaşkındım, gözlerimi denizaltının güzelliklerinden alıp eğitmene odaklanmakta zorlanıyordum. İşte o an keşfetme isteği korkularımı yenmişti. Zaman geçiyor, korkarak ne kadar daha zaman kaybetmek istiyorsunuz buna siz karar vereceksiniz ve yeter dediğiniz anda adımlarınızla o korkunun üstünden geçeceksiniz.

Evrim’i instagram hesabından takip etmeye devam edebilirsiniz 🙂 >>> https://www.instagram.com/whiletravelling/

Yorum Bırakın