Eğlenceli geçen 5 gün sonunda İngilizce kampından 3 kişiyle birlikte ayrılıyorum. Aslında Bangkok’a geri dönecektim ama adalara yakın olduğum için önce Koh Phangan’a gitmeye karar veriyorum. Önde tecrübeli 3 gezgin arkada yeni yetme ben yataklı bir tekneye biniyoruz, adaya ulaşmamız sabahı bulacak. Hayatımda ilk defa yataklı tekneye biniyorum. Alt üst ranzalı, Asya stili klimayı en soğuk dereceye getirmişler. Şapka, eldiven taksam olurmuş diye düşünüyorum.

Sonra bir şey dikkatimi çekiyor, çiftli yataklar var, burada çiftler beraber uyuyabiliyor. Sonra aklıma Kars yataklı treni geliyor; kuşetli vagonlarda gece yarısı kadınları ayrı erkekleri ayrı vagonlara almalarını düşünüyorum. Travmatik ülkemin travma dolu olaylarından hala kendimi kotarmaya çalışıyorum… Şaşırdığım şeye bak değil mi? Sabah gün doğarken dışarıya çıkıyorum, palmiye kaplı bir adaya doğru, sütliman bir denizin üzerinde süzülüyoruz. Sanki tüm hücrelerime serotonin yüklemesi yapıyorlar, içimde öyle bir sevinç var. Adaya ulaştıktan sonra üç arkadaşımın üçü de sözleşmişler gibi motosiklet kiralamaya gidiyor. İyi de ben motosiklet hayatımda kullanmadım ki?! Bir tanesin motosikletine biniyorum kalacağımız yere gidiyoruz. Sonra diyor ki; “Bengi, motosiklet kullanman lazım. Tek bir yerde kalırsın, hiçbir şey yapamazsın.” İlk gün haklı olduğunu kanıtlıyor, olduğum yerde kalıyorum ve sıkıntıdan patlıyorum. Sonra bir cesaret geliyor ve aynı motosiklet dükkanına gidip bir motosiklet kiralıyorum.

Motosiklet kiralama yerindeki adam soruyor; “Kullanmayı biliyorsun değil mi?” “Ohoo, tabi canım üf ne biçim biliyorum ki ben motosiklet kullanmayı” gibi saçma şeyler geveliyorum 😂 Sonra alıyorum motosikleti dengede durdum duramadım derken aa bir bakmışım gidiyorum 😅 İşte o gün bugündür de tutkum haline dönüşüyor. Tüm adayı keşfetmemi o günkü cesaretime borçluyum. Müthiş gün batımları yakalıyorum, bir sürü koy keşfediyorum. Bunların dışında bağımlısı olacağım Tay masajını deneyimliyorum. Secret Beach diye bir plaja gittiğimde denizin kenarında yatakları yan yana dizilmiş masaj yerini görüyorum. Su sesiyle masaj yaptırmak mükemmel olur diye hemen yatağa uzanıveriyorum.

Sonradan anlıyorum ki Tay masajı yapmayı bilenler tek parmaklarıyla adam öldürebiliyormuş! Masaja mı geldim Tay boks pistinde yanlışlıkla uyuya mı kaldım hala muallak. Masaj bittiğinde ise helva kıvamına geliyorum, vücudumun en ufak noktasında ağrı kalmıyor. Koh Phangan’da zaman akıp gidiyor, garip bir havası var bu adanın, beni kendine çekiyor ve ruhuma iyi geliyor. Derlermiş ki Koh Phangan’da neyi dilersen o olurmuş. O zaman bunu bilmiyordum, kim bilir kalbimden ne geçiyordu da gerçek oluyor 🙂

Koh Phangan’da iki hafta nasıl geçip gitti anlamıyorum. Muhtemelen şimdi olsa aylarca yaşardım orada (şu an yaptığım gibi 🙂 ) ama o zaman durmak istemiyordum, içimde kocaman ipi kopmuş bir balon var. İçimdeki ses devam et diyordu başka bir şey demiyordu… Bende müthiş huzurlu hissettiğim bu adadan kendimi zoraki koparıp Koh Samui’ye geçiyorum. Tropik adadan başka bir tropik adaya geçeceğim diye beklerken kendimi ada şehrinde buluveriyorum. Konaklama yeri olarak en turistik bölgesini seçmişim, bir an pat diye modum düşüveriyor. Onca arabalar dolusu insan kalabalığına iki gece katlanabiliyorum. Apar topar toplanıp Krabi’ye geçiyorum.

Krabi’ye adım atar atmaz ilk dediğim şey “oh be sessizlik” 😀 Mesela yine şimdiki Bengi olsa muhtemelen adanın daha sessiz sakin bir yerini arar bulurdu. Yaşayarak öğreniyor insan en çok kendini… Krabi, sessiz sakin birçok adaya ulaşım sağlayabileceğim küçük bir kasaba.

Bir süre sonra Couchsurfing’ten tatlı bir grup oluşturuyoruz. İlk planımız Krabi’ye 1 saat uzaklıktaki Tab Kak Hang Nak yürüyüş rotasını gerçekleştirmek. 4 saat kayalara tutuna tutuna tırmanmalı bir rotadan sonra nefes kesici bir manzarayla karşı karşıyayız. Önümüzde yemyeşil bir orman daha ötemizde pırıl pırıl Andaman denizi… Zaten bu yürüyüşten sonra iflah olmuyorum; böyle manzaralar için saatlerce tırmanıp yürüyebileceğimi keşfediyorum.

Tab Kak Hang Nak

Bu küçük kasabada ve civardaki adalarda geçirdiğim zaman çok iyi hissettiriyor, artık Bangkok’u keşfetmeye hazırım. Cidden, büyük şehire gitmek istiyor muyum?

Koh Phangan Adası Gezi Rehberine buradan ulaşabilirsiniz.

Yorum Bırakın