Kategori

Yol öyküleri

Kategori

Günlük tutmak insana zamanda hareket edebilme kabiliyeti veriyor. Liseden bu yana tuttuğum günlüklerin her birinde, her gün ama her gün değiştiğimi gözlemleyebiliyorum. Kafanı göğe kaldırıp bulutları izlerken, bulutların ne kadar da hızlı hareket ettiğine dair şaşkınlığına kapılırız ya, aynen öyle işte. Son 3 yılda tuttuğum günlüklerdeki değişimime ise yetişemediğimi anlıyorum; bazen, kimim, neredeyim, ne yapıyorum hepsinin birbirine karıştığı bana göre hızla geçen ve frenimi tamamen ellerimle bozduğum 3 yıl. Türkiye’ye hele İstanbul’a geri taşındığımdan beri ise yazdığım günlüklerin manasını çözemiyorum. Çünkü sırt çantam, poşetlerim, kollarımın arasına tıkıştırdığım kitaplarım, kafamda çizip durduğum rotalarım tıkış tıkış yarı ayakta yarı yaslanarak dengede durmaya çabalıyoruz. Zihnimde çalan ise hep aynı türkü, ‘’Zaten gideceksin, poponu koltuğa iyice yerleştirmeye hiç gerek yok.’’ Gariptir ki kendi evimde bile duramayıp, oradan oraya taşınıyorum. Bu huzursuz ayak sendromundan muzdarip ruhum kalıtsal mı diye düşünüyorum, arada. Çünkü öyleyse, durum dışarıdan bakan gözler için vahim. Tayland’da süresini bilmediğim bir şekilde gezmeye…

İlk defa Couchsurfing kullanarak Bangkok’ta kalacak yer için insanlara mesaj atıyorum. Artık son dakika yazdığım için mi şanssızlık mı geri dönüş alamıyorum. Bütçemi olabildiğince kısmaya kendimi adadığım için bulabildiğim en ucuz hostellerden birine yerleşiyorum ama eşyalarımın ve kendimin güvende olduğunu hissetmediğim için koşarak kaçıyorum – sabaha karşı bir adamın gözlerini ayırmadan bana baktığını görmemle hostelden ayrılmam aynı dakika içinde oluyor – Ne kadar burnumu bilinmeyen yollara sokmaya meyilli olsam da güvenliğim her şeyden önce geliyor. Sokağın bir köşesine oturuyorum tekrar Couchsurfing’e bakıyorum ve mesaj kutuma “İstersen bende kalabilirsin, 2 saate buluşalım mı?” diye mesaj geliyor. Yine yere çarpmadan havalanmayı başarıyorum 🙂 Rati ile buluşuyoruz, evi şehir merkezine kilometrelerce uzak ama önemli değil, bana Tayland’da nasıl hayatta kalacağımı öğretiyor 🙂 Sonraki birkaç gün hep beraber vakit geçiriyoruz. Neredeyse Bangkok’taki her sokağı, her tapınağı geziyoruz. Mecazi değil, gerçekten en küçük tapınağa bile giriyoruz. Bu kadar tapınaktan sonra yerler kaymaya başlıyor tabi 😂…