Kategori

Genel

Kategori

Frogsonwheels gillerden Gökben Bağcı. Tanışmamız kutsal instagram’a dayanır, yüz yüze görüşmemizi ise gülümseyenlerin ülkesinin başkenti Bangkok’a borçluyuz. Ben sırt çantamla avare avare gezerken o çoktan yatay bisikletiyle birçok yol, insan, hikaye geçmiş, tam 5 yıl boyunca ne anılar biriktirmiş… Hikayesini dinlediğim an “Vay be hatuna bak!” dediğimi hatırlıyorum. Çünkü hayatta bisikletimi alıp böyle bir yola çıkmam, neden? Çünkü bir bisikletim yok 😀 Şaka bir yana kendi böbreğimi zar zor koruyorken bir de bisiklete sahip olmak bana göre değil. Bangkok’taki buluşmamızdan sonra bir bakmışız çok yakın iki dost olmuşuz. Mesafelerin önemsiz olduğunu öğretti bana. Evet, benim Gökben’e aşk methiyelerim bitmez bu yüzden artık onun ağzından onun hikayesini dinleyelim istiyorum. Sayın Gökben Bağcı, özledim! Öhöm neyse, bu yolculuğa çıkmadan önce neler yapıyordunuz? Hayatınız nasıl gidiyordu? İyiydi ya nolsun, yuvarlanıp gidiyorduk. Yöneticiydi, istifa etti… Dım dım dım dım… Tam bir gazete başlığı olur. Ciddiyim bu arada 🙂 Ama madem bi iş yapıyoruz, araya…

Allahu ekber allahu ekber… Yerimden sıçrıyorum. Ezan sesi mi o? Neredeyim? Saat kaç? Oha yan tarafta biri horluyor?! Dur bir dakika sakin ol… Hafifçe telefonumun ışığını açıyorum, telefonumda lokasyon olarak Yangon yazıyor. Yolculuğa çıktığımdan beri ikinci kez nerede olduğumu bilmeden uyanıyorum, ezan sesini duymam ise ilk. Sürekli yer değiştirmenin dezavantajı olsa gerek. Yangon’daki üçüncü günüm, Bagan’a gitmek için erkenden otobüs bileti almıştım, yine bir hostelden çantamı alıp sessizce süzülüyorum. Bu sessizce süzülüp gitmeler bir süre sonra garip bir şekilde iyi hissettiriyor. Myanmar’daki ilk şehirlerarası yolculuğum için otobüste yerimi alıyorum. Otobüsün içi babaannemin evi gibi; her koltuk başlığı dantelle süslenmiş, baş ucumda kareli battaniye (o sıcakta ne battaniyesi demeyin, Asya’da hangi ulaşım aracına binerseniz binin dondurucudaki balıktan beter oluyorsunuz!), muavin kucağıma bir kutu bırakıyor içinde meyve suyu, bol şekerli bir hamur işi ve su var. Yolculuk uzun ama rahat geçecek diye uykuya tam dalmışken Myanmar’a özgü son ses çalan bir kliple…

“Myanmar’a adım attığımdan beri farklı bir boyuta geçmiş gibi hissediyorum. Sanki uçan ejderhaların üzerinde yolculuk ediyor gibiyim…” Yangon’a vardığım ilk gün günlüğüme böyle yazmışım 🙂 Neyse kaseti yine…

Okumaya Devam Et