Kategori

Asya

Kategori

Keyfine düşkün ruhum rahatı buldu mu hemen postu koltuğa seriveriyor. Hostel’e yerleştikten sonra ilk iki gün neredeyse yemek yemek için mutfağa gitmek dışında koltuktan kalkmıyorum. Gönderilen dökümanları çevirmek ve Netflix’in Chef’s Table belgeselini izlemek dışında hiçbir şey yapmıyorum. Utanmasam kalkıp yatağa gitmek yerine koltukta uyuyacağım, kendisiyle öyle bütünleşiyorum. İlk haftalar küçük bir pandaya dönüştüğüm için pişman mıyım? Hiçte bile aksine uzun zamandır bunu bekliyordum 🙂 Ama tabi bir süre sonra oturduğum koltuk batmaya başlıyor, şehri keşfetmek için buraya taşınmıştım, artık Seul’ü altına üstüne getirmeye hazırım. Güney Kore’nin tarihini tanımak ve anlamak nihai amacım bu yüzden ilk olarak Orta Asya’da beraber gezdiğim arkadaşım Burak’la o saray benim şu saray senin gezmeye başlıyoruz. Evet, Burak’ta burada o da kendine başka bir hostelde iş bulup çalışmaya başlıyor. Naber Burak? Sarayları anlatmaya başlamadan önce Güney Kore’nin kısa bir tarihinden bahsedeyim. Kore, yani Gojoseon (eski Kore Krallığı) M.Ö 3000’lere dayanıyor. Çin Hanedanlığı ile yaptığı savaşların ardından…

Özbekistan’da tren bileti almak ayrı dert çünkü yer yok. Duyduğuma göre acenteler önden biletleri kapatıyormuş 😒 Şansıma internet üzerinden son biletlerden birini kaptım. Yolculuk yaptığım 3. sınıf klimasız vagonlardandı. Sınıfı umrumda değil de camı açamayacağımı bilmiyordum. Yeni kuralmış. Hökümet kuralı. 15 saatte kaç kilo veririm acaba? Gerçi en son Hindistan’da tren yolculuğu yaptığım için şu an bulunduğum vagon lüküs. İnsanlar hem çok candan hem de çok meraklı, az biraz Özbekçe konuşunca gönül kapılarını açıveriyorlar. Bunu da çaylarını, kaymaklarını ve ekmeklerini paylaşarak gösteriyorlar. Orta Asya’da kiminle tanışırsam tanışayım sorular aynı; – Erin nerede? – Evli değilim? – Sevgülün yok mu? – Yok – Bala (çocuk) yapmıcan mı? – Yok teyze ben geziyorum. – Niden? Sonra gezdiğim yerlerin fotoğraflarını gösterdim pek hoşlarına gitti. En çok kapı komşuları Kırgızların dağlarına bayıldılar. Bir ara yemek vagonundan dönerken sarhoş bi adam laf attı. “Hey, Türk güzeli gül ve bal var mı?” Hiçbir şey anlamadım. Kim bilir…