İçimizden Biri: Kırgızistan

Ülkeye adım atar atmaz duayacağınız 3 soruyu söyleyip anlatmaya başlıyorum;

  • Erin var mı?
  • Kaç balan var?
  • Kança yaştasın?

İki aylık Türkiye istirahatimden sonra yeni rotamı Orta Asya olarak belirledim. İlk durak içimizden biri olan Kırgızistan. Ülkeye ayak basmadan önceki hayallerim belli; çadırımın önünden atlar koşuşsun, uyku tulumundan kafayı çıkardığımda dağ tepe izleyeyim, 4000 metre irtifada dağ bayır yürüyeyim… Ve biliyorum ki Kırgızistan bu hayalimi fazlasıyla karşılayacak. İstanbul’dan Bişkek’e direkt uçuşla varıyorum. Havalimanından çıkar çıkmaz her zaman olduğu gibi taksileri es geçip Marshrutka dedikleri minibüslere binerek şehir merkezine ulaşıyorum. Taksiler 500 som isterken marshrutka sadece 50 som. Bu minibüslerin farklı numaraları var havalimanından şehre giden minibüsün numarası ise 380. Açıkçası trekking rotaları dışında şehir hakkında pek araştırma yapmadım yavaş yavaş keşfedeceğim. Eğer imkanım varsa couchsurfing evlerinde kalmayı tercih ediyorum aynı zamanda bu seyahatim için kamp malzemelerim de hazır.

Bişkek

Bişkek’teki ilk günümde couchsurfing evinde kalıyorum. Ev sahibimi sabahın köründe kapıyı yumruklayarak uyandırmama rağmen beni oldukça sıcak karşılıyor. Eşyalarımı bıraktıktan sonra işe gitmeden önce karnımı doyurmaya gidiyoruz ve sim kartımı da alıyor. Ev sahibemden buraya dair öğrendiğim ilk şey Kırgız bir atasözü oluyor; Türkler ata binmiş, Türkiye’ye gitmiş. Bizler atı yemiş buralarda kalmışız.” 😀 Neyse, ihtiyacım olan şeyler tamam şimdi şehri keşfetme vakti. Şehirdeki ilk durağım şehrin merkezi olan Ala-Too Meydanı.

Zaten neredeyse her şey burada toplanmış. Meydanda bir süre dolanıyorum eski Sovyet yapılarının arasından geçiyorum ve soluklanmak için kendimi Panfilov parkının çimlerine atıyorum. Şehrin en sevdiğim tarafı etraf yemyeşil, dinlenmek ve kafa dinlemek için koca koca parklar yapmışlar.

Şehri tamamiyle Ruslar kurduğu için de geniş caddeleri ve elektrikli otobüsleri hemen dikkat çekiyor. Aynı zamanda 800 rakımlı Bişkek, Tanrı Dağları’nın bir kolu olan Ala Too Dağlarına nazır bir yer ve geniş bulvarlarda karşıdan karşıya geçerken bile karşıma çıkan dağ manzaraları nefesimi kesiyor. Bu dağ aşkımı ne yapacağımı bilemiyorum. Dikkatimi çeken bir diğer şey de etrafta Shoro firmasının soğuk içeçek satan seyyar satıcıları olması ama bu soğuk içecekler bizim bildiğimiz türden değil. Benim denediğim içeceğin ismi “Maksim”. Arpadan yapılmış biraz ekşimsi bir içeçek. Gazoz gibi gazlı bir şeyle karıştırmışlar. Her köşe başında bidonların içinde bulabiliyorsunuz. Fiyatı ise 10 som.

 

Şehrin meydanında bir süre dolandıktan sonra ikinci durağım olan Osh Bazaar‘a doğru yola koyuluyorum. Burası dilediğiniz her şeyi bulabileceğiniz şehrin en renkli yeri. Kıyafetten elektronik alete ve sebze meyve türü her şeyi bulmak mümkün. Ala Archa‘ya kamp yapmaya gidecekseniz buraya uğramanız kesinlikle tavsiye edilir.

 

 

Bir gün Bişkek’te vakit geçirdikten sonra Türkiye’de tanışıp trekking yapma sözü verdiğim Burak’la nam-ı diğer seyyahyogi ile buluşuyorum. Yürüyüş ve kamp yapmak için Ala Archa Ulusal Parkına gidiyoruz.  Ala Türkçedeki gibi karışık renkler demek Arça ise Türkçe Ardıç ağacının karşılığı. Yürürken heykel gibi duran Ardıç ağaçlarının gölgesini takip ediyoruz. Yol boyunca buzullardan gelen dere eşliğinde dağların iç kesimlerine doğru ilerliyoruz. En son durağımız 2665 metredeki şelale oluyor. Gece, çadırları kurup doğanın içinde kayboluyoruz. Çok keyifli bir gün geçirdikten sonra Bişkek’e geri dönüyoruz.

Nasıl Gidilir?

Ala Arça milli parkı Bişkek‘in 40 km uzağında, buraya ulaşmak için birinci seçenek şehir içinden taksi tutmak, şu anda ki taksi fiyatlarına göre ücret 600–800 som (8–15 Dolar) civarı. İkinci seçenek ise, giriş kapısında ki köye (Kashka suu) kadar minibüsle gelip oradan 10 km yol için otostop çekebilirsiniz. Veya tamamen bizim gibi şehirden 4-5 km yürüyerek çıktıktan sonra otostopla çok rahat bir şekilde parka varabilirsiniz. Hem de hiç para vermeden 🙂

Sim Kart

Birden fazla sim kart alabileceğiniz operatör var ama tavsiyeler üzerine Oshka Cell almaya karar veriyorum. Sim kartınızı büyük mağazalardan veya küçük kiosk tarzı kulübelerden alabilirsiniz. Eğer büyük mağazalardan almak isterseniz pasaportunuzu soracaklardır, yanınızda bulundurmayı unutmayın. Sim kartı aldıktan sonra internet yüklemek için her alışveriş merkezinde makineler var bu makinelerden telefonunuza 100 som yüklüyorsunuz ve 1 haftalık sabah 4gb akşam 4gb internetiniz oluyor. Hem ucuz hem de inanılmaz hızlı. Ama tabi ki genellikle şehirlerde. Dağ tepede böyle bir performans beklemeyin.

Bişkek’te Nerede Yemek Yenir?

Daha önceki gezilerim gibi bu ülke gastronomi avına dönüşemedi çünkü zaten her yerde karşınıza çıkacak belli başlı yiyecekler var. Avcı bir toplum olduğu için de etin yeri çok ayrı. Hatta her yemeğin içinde illa ki et bulunuyor. Ama bu ülkede kesinlikle Türk damak tadına uygun yemekler yiyeceksiniz. Deneyebileceğiniz yemekler;

Bizim mutfak yapısında olduğu gibi çorbalar önden geliyor. Burada deneyebileceğiniz çorbalar ise; maksım ve carma. Ana malzemesi ise arpa ve buğday.

Beş Parmak

Kırgızistan’ın milli yemeği, Beş Parmak! İsmine neden mi beş parmak diyorlar? Çünkü bu yemek beş parmakla yeniyor. Bu kadar basit 🙂 Et suyunda haşladıkları eriştelerin üzerine kuş başı kesilmiş et ve yemeğin üzerine de soğan serpiştiriliyorlar. Özel misafirlere yaptıkları bir yemek.

Kazak Mantısı

Bizim mantının buharda pişirilmiş hali ve büyüğü. İçinde kıyma yerine kuş başı tarzı etler var. Çok çok lezzetli.

Lagman

Aslında bir Dungan yemeği ve Dunganlar yemek yapmayı biliyor (Dungan; Çin’den göç etmiş müslüman bir topluluk). Kalın spagettilerin üzerine kuş başı et ve sebze serpiştiriyorlar. Porsiyonu oldukça büyük.

Şaşlık

Şişlerde servis edilen ızgara et. Bizdekine benziyor.

Borsok

Bizim pişinin aynısı.

Samsı

Benim için lezzet patlaması. İçi et dolu hamur işi.

Kuurdak

Kavrularak yapılmış et. Patates ve soğanla servis ediliyor ve bol yağlı.

Tokoç ve Naan

Her sokak başının ve her evin baş tacı. Naan Kırgızca ekmek demek. Tokoç ise, tandır fırınlarda pişen yassı bir ekmek. Dağ bayır yürürken yanında bulundurmak iyi oluyor.

Kımız

At sütü kaynatılmadan tahta yayıkta maya ile iyice tepeden tokmağı ile vurula vurula mayalandırmaya bırakılıyor. Tadı ekşimsi. Fena değildi, ben sevdim.

Çay iç çay iç benim sürekli duyduğum eminim sizin de duyacağınız temel cümlelerden biri olacak 😀 

Nerede Yenir?

Bişkek’te çok fazla restoran deneyimim olmadığı için tek önerebileceğim yer; Cafe Faiza. Burası Kırgız mutfak kültürünü deneyimleyebileceğiniz hem lezzetli hem de uygun fiyatlı bir yer.

Bişkek’te Başka Nereler Görülebilir?

  • Oak Park (Dubovyi Park)
  • Rus Ortodoks Kilisesi
  • Tarih Müzesi
  • Gapar Aitiev Güzel Sanatlar Müzesi
  • Manas Müzesi

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir