Annapurna Ana Kampı Trekking

Yola çıkalı tam 7 ay oldu. Bu 7 ayın son 4 ayı Nepal rüyalarıma giriyordu, her rüyanın sonunda da internetten içli içli Himalayaların fotoğraflarına bakıyorum. Dünyanın çatısı Himalayalar; gitmek için henüz çok soğuk dediğim sürekli bir bahane bulup ulaşamadığım nefes kesici dağlar. Sonunda Şubat ayı gelip çatıyor, artık dayanamıyorum ne kadar soğuk olursa olsun uçak biletimi ayarlayıp hep yakından görmek istediğim dağların yamacına sokuluveriyorum. Tenzing Norgay, Sir Edmund Hillary gibi dağcılara binlerce teşekkür; onların Everest‘i haritalandırması sayesinde yolumuzu – izimizi bulabiliyoruz. İnternetten yaptığım araştırmalara göre de bu yürüyüş rotası çok kondisyon istemiyor yani öyle söylüyorlar… Yürüyüşü bitirip geri dönmüş biri olarak gelin bir de bana sorun 🙂


Uzun İnce Bir Yoldayım

Annapurna Ana Kampı yürüyüş rotasını rehber olmadan tamamlayabilir miyim? Kaç gün sürer? Neleri yanıma alayım? gibi gibi bir sürü soru aklımdan sırasıyla geçti. Bu konuda Kamboçya’da karşılaştığım “UzunYolaGidiyoruz” ekibinden Şenot ve Abdullah’ın bunun yanı sıra yine yolda olan Bahar ve Ozan Kıranşa’nın yardımları sayesinde işim o kadar kolaylaştı ki kendilerine buradan tekrar tekrar teşekkür etmek istiyorum. Oturup tüm rotayı, yanıma kesinlikle almam gerekenleri tek tek yazdılar. Öncelikle bu rota tabi öyle sıradan bir yürüyüş rotası değil. Öncesinden hazırlık yapmanız gereken uzun bir yürüyüş olacak. Sabah 6’da başlayıp hava kararmaya yakın sonlanacak tırmanması ve merdiveni bol, yürümek dışında başka ulaşım şeklinin olmadığı bir rota. Kimisi bir haftada bitirirken kimisi 10 -14 günde bitirmeyi tercih ediyor. Ben ise inmesi, çıkması toplam bir haftada bitirdim. Bir acelem yoktu tabi ancak soğuk olan bölgeleri hızlı bir şekilde geçmek istedim bu yüzden tabana kuvvet günde 10 km dağ taş tırmandım. İlk başladığım gün ulaşmak istediğim bölgeye 5 saat yürümem gerekiyordu yani ben yürümem gerektiğini düşünüyordum aslında tırmanmam gerekiyormuş. Aşağıda gördüğünüz merdivenlere “Azap merdivenleri” ismini taktım.

İlk gün 3.000’den fazla merdiven, daha yukarılara çıkmadığım için hava sıcak, güneş ne kadar kavurabilirim diye iddaaya girmiş. Muhtemelen 1.000. basamaktayken ben de film koptu, geri döneyim dedim bir o kadar daha basamak inmem lazım. Kendi kendime söylene söylene öğleden sonra 3 gibi Ulleri‘ye varmayı başardım. Sonra yorgunluktan bayılmışım zaten. İlk iki gün yalnız başıma yürüdüm, bu iki gün boyunca yalnız yürümek bana çok iyi geldi çünkü uzun zamandır kendimle ve doğayla baş başa kalmak istiyordum ve bu uzun yürüyüşler sayesinde bedenim, zihnimin ve doğanın nasıl birbirine bağlı olduğunu tekrar keşfettim. Mistik bir seyahatteymiş gibiydim.

Daha sonra yolda koca sırt çantası ve parmak arası terlikleriyle yürüyen bir kızla karşılaştım; o an aklımdan geçen ilk şey yol arkadaşımı bulduğum oldu 🙂 Yanlış ayakkabı tercih ettiği için ayakları yara olmuş ama inat etmiş 4130 metreye ulaşacak. O günden sonra aramıza katılan insanlarla birlikte Annapurna’ya doğru birlikte yürümeye başladık. Gruptaki bazı insanlar hedef belirlediğimiz noktaya benden 2 saat önceden varabilecek kadar hızlı yürüyordu. “Bu ne kondisyondur yarrabi, seninle tanışmak istiyorum yiğidim” diye espri yapasım geldi ama karşımdaki Amerikalı olunca espri içimde kalakaldı 😀

Şaka bir yana gruptaki en yavaş insan olarak 6 günde Annapurna’ya nasıl çıktım hiç bilemiyorum. Tüm bunların sonunda kendimden ve çevremdeki insanlardan bu kadar çok şey öğrenebileceğimi hayal edemezdim. Öncelikle kendime en çokta bedenime güvenmeyi, zihnimin ne kadar uydurukçu bedenimin ise ne kadar gerçekçi ve sağlam olduğunu keşfettim. Aslında bu yolculukta tamamen onu dinledim; acıktı mı, yoruldu mu, yoksa daha yürür mü? Tek yaptığım bedenimi dinlemek ve ortamdan zevk almak oldu. Aynı zamanda yürürken doğanın da yüksekliğe göre ne kadar değişken olduğunu keşfediyorsunuz. Yosun kaplı ağaçların arasından, bambu ormanına oradan da sadece otların bittiği karlı dağlara ulaşıyorum. Nefes kesici. Geçtiğim her akarsu yatağı bana inanılmaz güzellikler sunuyor. Aşağısından gürül gürül suların aktığı asma köprülerden geçiyorum. Bazen yürümeyi bırakıp rüzgarın beni delip geçemeyeceği kuytu bir köşede dağları seyrediyorum. Doğa her zamanki gibi büyüleyici.

Annapurna Yürüyüş İzin Belgesi?

Korunan bir bölge olduğundan yürüyüşe başlamadan önce Katmandu veya Pokhara’daki  turist ofislerine uğrayarak iki adet yürüyüş izni almanız gerekiyor. Biri gezi diğeri de arama kurtarma için. 4 adet fotoğraf, pasaport ve 8.000 Nepal rupisi ödeyerek izni çıkartabiliyorsunuz. TIMS denen kartı (Trekker Information Management System) yürüyüş yolu rotasında bir çok kez kontrol ettiler imzalar atıldı, izin kartlarımı hep yanımda taşıyıp ibraz ettim.

Rota?

Rehbere ihtiyacım var mı? Hayır, kesinlikle ihtiyacınız yok. Ona vereceğiniz parayla dağdan geri döndüğünüzde tabaklar dolusu Momo yiyerek kendinizi ödüllendirebilirsiniz (benim de kafam böyle çalışıyor :D) Öncelikle telefonunuza Maps.me uygulamasını indiriyorsunuz ve Nepal haritasını çevrimdışı olarak tekrar indiriyorsunuz  sonra aşağıda tek tek yazdığım, konaklayabileceğiniz ve yemek bulabileceğiniz noktaları işaretliyorsunuz aynı zamanda yine yukarıda gördüğünüz haritadan da bir rota çıkarabilirsiniz. Ayrıca yolda sizin gibi yürüyen bir sürü insanla tanışacaksınız.  Kalacağınız yerlerin hepsinde ortak alanlar var bu sayede diğer insanlarla tanışma ve konuşma fırsatınız oluyor.

  • Nayapul
  • Birethanti
  • Matathanti
  • Lamdawali
  • Sudame
  • Hile
  • Tikhe Dhunga
  • Ulleri
  • Nangethanti
  • Ghorepani – Poon Hill
  • Deurali
  • Ban Thanti
  • Tadapani
  • Chuile
  • Siprong
  • Shurjung
  • Gurjung
  • Taulung
  • Chhomrong
  • Tilche
  • Bhanuwa
  • Sinuwa
  • Bamboo
  • Dovan
  • Himalaya
  • Deurali (3200 metre)
  • Machapuchre Base Camp (3700 metre)
  • Annapurna Base Camp (4120 metre)

Bu da geri dönüş rotası;

  • Annapurna Base Camp (4120 metre)
  • Machapuchre Base Camp (3700 metre)
  • Deurali (3200 metre)
  • Himalaya
  • Dovan
  • Bamboo
  • Sinuwa
  • Bhanuwa
  • Tilche
  • Chhomrong
  • Taulung
  • Jhinu Danda
  • Samrung
  • New Bridge
  • Kyumi
  • Siwai (buradan Jeep’ler kalkıyor, direkt Pokhara’ya ulaşabilirsiniz.)

Benim rotama gelirsek;

  1. Gün: Nayapul’dan Ulleri’ye 5 saatte yürüdüm sabah 9 – 9:30 gibi yürüyüşe başladım ki azap merdivenlerini bitirebileyim.
  2. Gün: Ulleri’den Ghorepani’ye yürüdüm. Ertesi gün Poon Hill’de gün doğumunu izleyeceğim için bu rotayı öğlen gibi tamamladım.
  3. Gün: Sabah gün doğmadan Poon Hill’e tırmandım ama hava güldürmedi, bulutlardan pek bir şey göremesem de buradan Tadapani’ye kadar yürüdüm.
  4. Gün: Tadapani’den Sinuwa’ya kadar yürüdüm. Ulaşmam akşamı buldu.
  5. Gün: Sinuwa’dan Deurali’ye kadar tırmandım (3200 metre). O gece durmadan kar yağdı.
  6. Gün: Ve mutlu son 🙂 Deurali’den Annapurna Base Camp’e kadar tırmanmayı başardım.
  7. Gün: Annapurna Base Camp’den Sinuwa’ya kadar süründüm (artık yürüdüm diyemeyeceğim 🙂 Ulaşmam akşamı buldu.
  8. Gün: Pokhara’ya dönüş.

** Önemli not: Aynı hızda ilerlemek kesinlikle zorunda değilsiniz. Bu yürüyüş rotasında bedeninizi dinlemeniz çok önemli!

Nerede Uyurum? Ne Yerim?

Yukarıda yazdığım noktalarda “Guesthouse” (konukevi) konaklayabilir ve bu konukevlerinin restoranlarında yemek yiyebilirsiniz. Buraya gelmeden önce sabah kahvaltısı ve akşam yemeğini orada yiyeceğinizi söylediğinizde odayı ücretsiz veriyorlar demişleri ancak öyle bir anlaşmayı sadece Tadapani’de yapabildim diğer yerlere ise geceliğine ortalama 150 – 180 Nepal rupisi ödedim. Oda fiyatları el yakmıyor ama iş yiyeceğe gelince fiyatlar şehir merkezine kıyasla iki katına çıkıyor. Nepal‘in en ucuz yiyeceği Dhal Bhat bile 500 rupi civarında. Bu yüzden yanınıza yeterli miktarda para almalısınız, zira dağ başında ATM yok. Ben günlük herşey dahil 12 dolar harcadım. Su buradaki en önemli kalem! Yürüyüşe başlamadan önce eczaneden alacağınız su arıtıcı haplar sayesinde dilediğiniz yerden şişenizi doldurup suyunuzu arıtabilirsiniz (Suyun içine hapı attıktan sonra yarım saat beklemeniz gerekli!). Böylece her seferinde 100 – 200 rupi vermekten kurtulursunuz. Şubat ayı Annapurna için düşük sezon bu yüzden konukevlerinde kalma yeri sorunu hiç yaşamadım ancak yüksek sezonda geldiniz diyelim kalacağınız bir sonraki konukevi için önceden yer ayırtmanız akıllıca olacaktır. Duş almak isteyeceksinizdir ama çoğu yer sıcak duş için para istiyor. Birkaç gün kokmaya hazırlıklı olun 🙂

İnternet?

Çoğu yerde çekmiyor, wifi için ek ücret istiyorlar o da zaten çok yavaş para verdiğinize değmiyor.

Aç kalır mıyım?

İmkansız. Yemeklerde bir o kadar lezzetli. Benim favorim sarımsak çorbasıydı. Her gittiğim konukevinde kesinlikle içtim. Hem yüksek irtifa hastalığına yakalanmanızı engelliyor hem de vücudun dirençli kalmasını sağlıyor.

Yanıma ne almalıyım?

Geldik en önemli kısma. Soğuk bir dönemde yürüyüş rotasını tamamladığım için ona göre bir liste oluşturdum. Öncelikle sırtınızda taşıyacağınız çantanın beli sarması ve hafif olması çok önemli. Ve tabi ki ayakkabılarınızın rahatlığı da son derece önemli sonra benim gibi yolun yarısında parmak arası terliklerle yürümek zorunda kalmayın. Yanıma aldıklarımı aşağıda görebilirsiniz;

  • -10 derecelik uyku tulumu
  • 35 lt sırt çantası
  • 2 adet kısa kollu t-shirt (çılgın terliyorsunuz)
  • 1 adet alt – üst içlik
  • 1 adet trekking pantolonu
  • 2 adet atlet
  • 1 yün kazak
  • 2 adet polar (biri daha ince biri kalın)
  • 1 goretex / yağmurluk
  • Kışlık şapka
  • Buff
  • 2 adet termal çorap
  • İç çamaşırı
  • Güneş gözlüğü
  • Güneş kremi
  • Kafa feneri
  • Eldiven
  • yürüyüş botu ve terlik
  • Baton (kesin, kesin!)
  • 1 litrelik sıcak ve soğuk tutan matara
  • Diş fırçası
  • İnce hafif bir havlu
  • Fotoğraf makinesi (pilleri)
  • 1 adet tuvalet kağıdı
  • Minik şampuan
  • Su sterilizasyon hapı
  • Suda eriyen elektrolit tabletleri
  • Ağrı kesici hatta tiger palm
  • Batikon, Bandaj, Pamuk
  • İshal ilacı
  • Atıştırmalık (yer fıstığı, piskevüt vs…)

Ve son… 4130 metreye teker teker ulaşıyoruz. Milyonlarca dilde mutluluk, heyecan, tebrikler havada uçuşuyor. Herkes birbirine sarılıyor, öyle bir ortam ki biri olmadan bir diğeri yapamazmış gibi. Yalan da değil. Hissiyat öyle kuvvetli. Herkes salt bir mutluluk yaşıyor arada hayran hayran heybetli dağlara bakıyoruz. Tırmanmanın en zor kısım olacağını düşünüyordum ama inmesi çok daha ayrı bir meseleymiş. İndikten sonra 4 gündür alamadığım sıcak suya doğru koşuyorum. Böyle zamanlarda sıcak duşun tadı başka geliyor. Akşam yatağa uzanmak yerine kendime güzel bir restoranda bira ve pizza ısmarlıyorum. Bütün gece gülümsemem yüzümden eksik olmuyor. Bir an kendimi masal diyarından kopup gelmiş gibi hissediyorum.

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s