Dünyanın En iyi Karabiber Tarlaları: Kep, Kamboçya

Kep‘in karabiberi dünyanın en iyisidir, mutlaka git dene!” tavsiyeleri çoğalmaya başlayınca yarım günümü Sothy’nin Karabiber Çiftliğine  (Sothy’s Pepper Farm) ayırıyorum. Aslında amacım bu çiftlikte gönüllü olarak çalışmak ve yetiştirmeden üretim aşamasına kadar her şeyi yavaş yavaş öğrenmekti ama başvurduktan sonra Şubat’a kadar gönüllü ihtiyacının olmadığını öğreniyorum 😦 Bu yüzden şimdilik kısa bilgilendirme turundan öğrenebildiklerimle idare edeceğim. Çiftliği gezmeye başlamadan önce önüme farklı kurutma aşamalarından geçmiş karabiberleri diziyorlar.

Çiftliğin sahibi Sorn Sothy; “Kep karabiberi çok özeldir, toprakta bulunan kuvars sayesinde en iyi karabiber bu bölgede yetişir.” diyerek sözlerine başlıyor. Buradaki tohumu kendi topraklarınıza götürüp yetiştirmeye çalışsanız dahi aynı tadı alamazmışsınız.

Kampot şehrinde kaldığım için çiftliğe motosikletle 1 saat içinde ulaşabiliyorum. Bir süre gidip çiftlik yoluna saptıktan sonra kırmızı kum ve toz kaplı bir yol ile karşılaşıyorum. Etrafta tek araba yok ne güzel derken bir anda koca kamyonet son hız yanımdan geçip gidiyor. Kıpkırmızı toz bulutunun içinde kalakalıyorum. Çok sinirleniyorum, adamın arkasından bir süre sövdükten sonra toz dumanıyla birlikte çiftliğe ulaşmayı başarıyorum.

Aslında karabiber 13. yüzyıldan beri Kamboçya Kep bölgesinde yetiştirilmeye başlanmış ancak 1970 yılında Kızıl Khmer askerleri her yeri kuruttukları gibi karabiber tarlalarına da el atmışlar. Tüm tarlaları yakıp yok etmişler. Bunu yapmalarının nedeni ise bu bitkilerin lüks tüketim olduğunu düşünmeleri. Pol Pot rejimi yıkıldıktan sonra ülkeyle birlikte karabiber tarlalarını da yeniden eski güzel günlerine döndürmek için kolları sıvamışlar. Hatta Kamboçya’daki karabiberin bu kadar ün salmasının nedeni ise 19. yüzyılda Kamboçya’da hüküm süren Fransızlar sayesinde oluyor. Sothy’ye göre, biberin en önemli özelliği tadının ağızda çok uzun süre kalması. Sothy’nin çiftliği nispeten yeni, Alman eşiyle birlikte 5 yıl önce toprağı satın alıyorlar.

Çiftlik aynı zamanda mango, durian, papaya ve rambutan gibi meyve ağaçlarıyla da kaplı.

Bir karabiber ağacının ekildikten sonra büyümesi 3 yıl alıyor ve çok iyi bakımı yapıldığı sürece 20 yıl boyunca meyve vermeye devam ediyor. Normalde ormanın içerisinde yetişen biberler gölgeyi çok seviyor bu yüzden tarlalardaki bitkilere gölge yapmak için bambu ağaçları kullanılıyor.

Karabiber bitkisinin en büyük düşmanı ise yaprakları ve meyveleri yiyen “zararlı böcekler”. Çiftlikte organik üretim yapıldığı ve hiçbir şekilde kimyasal madde kullanılmadığı için zararlı böceklere karşı doğal bir çözüm bulmuşlar. Yine çiftlikte yetişen nim ağacı ve limon otunun yapraklarını karıştırarak doğal bir sprey oluşturuyorlar. Bu sprey tabi ki tamamen böcekleri öldürmüyor ama en azından bu sayede bitkilerini koruyabiliyorlar.

Olgunluğa eriştikten sonra biber, her sene Şubat’dan Mayıs’a kadar hasat edilebiliyor. İstenilen büyüklüğe geldikten sonra biberler gövdelerinden tek tek koparılıyor ve iki dakika kadar kaynatılıyor. Daha sonra aşağıda göreceğiniz kurutma panelinin içinde kurutulmaya bırakılıyor. Daha önceden güneş altında kurutuyorlarmış ancak böcek, sinek ve özellikle yağmurdan korumak için böyle bir sistem geliştirmişler. Üç çeşit farklı karabiberleri var bunların farkını da kurutma aşamasında gördükleri işlemler belirliyor.

Taze Karabiber: Dalından koparıldığı gibi sofranızda. Zaten çoğu restoran yemek pişirirken direkt olarak dalıyla tencerenin içine atıyor ve yemeği inanılmaz baharatlı aynı zamanda lezzetli yapıyor.

Siyah Karabiber: Karabiber aslında hasat edildiğinde yeşil renkte oluyor ancak kuruma işlemi sırasında renk değişimine uğruyor. Eğer bitkiyi yeşil renkteyken toplarsanız kuruttuktan sonra siyah rengini alıyor.

Kırmızı Karabiber: Yine olgunlaşıp yeşil renge geldikten sonra bir 4 ay daha kırmızılaşana kadar dalında bırakıyorlar. Kurutma işleminde sonra kırmızı renklerini koruyorlar ve karabiberler arasında en pahalı olanı bu. Ve kokusu da inanılmaz aromatik ve çekici. Kapağı açtıkları anda direkt gözüm kırmızı olana döndü 🙂

Beyaz Karabiber: Kırmızı karabiber toplandıktan sonra kaynatılıyor ve dışındaki kırmızı kısım çıkarılıyor. Geriye ise ortasındaki beyaz kısım kalıyor. Ancak beyaz karabiber kaynama aşamasından geçtiği için diğerlerine göre daha az baharatlı.

Böyle çiftliklerde kalarak çalışmayı, gidip gezmeyi ve bitkilere dokunmayı seviyorum. Önümüze konan yiyeceğin aslında ne büyük emek verilerek üretildiğini, minicik bir karabiber tanesinin bile ne kadar değerli olduğunu anlıyorum. En önemlisi yine yeniden sadece doğaya ait olduğumuzu. İhtiyacımız olan herşey burada mevcut, gerçekten daha fazlasına ihtiyacımız var mı?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s